PELERİN

 

Merhaba ben Nurhan. En sevdiğim şeyler konusunda hiçbir zaman net cevabım olamadı. En sevdiğim film, en sevdiğim şarkı, en sevdiğim renk, en sevdiğim yemek... Bunlar hep değiştiğinden mi, biri diğerinden “daha” ya da “en” denebilecek şampiyonluğa ulaşamadığından mı bilmiyorum, hiç durup düşünmeden cevap veremedim. Yeni olansa bunda bir problem görmemeye başlamam. En sevdiğin değişiyorsa, sen farklı şeyler deneyimliyorsun demektir. Değişmeyen bir “sen”le tam ortadaki varlığın, etrafında bir pelerin gibi renk değiştiren “sen”in güzelliğiyle, en sevdiğinin tek kalmasına izin verir mi? “Kendimi tanıyorum, o da bu” dediklerinin pelerininle birlikte üstüne yapışmasına izin mi verdin? Yoksa tam ortada duran “değişmez sen”in tek bir sevdiği olabilir mi sanıyorsun? O pelerin insanlığın bütün hallerini deneyimlerken fasulye pilakiye takılıp kalır mı gerçekten? Kırmızıyı hala seviyorsundur da mor daha mı cazip geliyor artık ve sana iki sene önce sorulmuş bu soruya verdiğin cevaba göre mi alınıyor tüm doğumgünü hediyelerin? Yeni pelerininden haberi var mı çevrendekilerin, hiç sordular mı? Senin haberin var mı? Bugün nasıl biri olduğunu tanımlamaya çalışırken dünkü cevapların “Hayır öyle değil” diyorsa merak etme kendini kaybetmiyorsun. Şimdiye kadarki tüm senler hala sende. Tam ortadaki prizmaya yansıyan beyaz ışık gibi, hem her rengi yansıtan hem de hepsini barındıran varlığın tekrar beyaza dönene kadar her rengin her tonuna alıştırıyor gözlerini. Bedenin bir makina gibi. O değişmeye bile yeltenmiyor. Sen bozmadıkça, işi bitmedikçe öyle çalışmaya devam edecek. Onu değiştirmeye çalışırsan ışıkları görememeye başlarsın. Değişmeyenin varlığındaki deneyimi farkedince, sanırım en sevdiklerim hepinizin en sevdikleri koleksiyonum oldu.  Merhaba ben Nurhan. En sevdiğim renk şimdiye kadar görebildiklerim.

Yorumlar