BOŞLUK






Size içi boşluklu cümleler söylendi mi? İçi boş değil de "boşluklu". Farkına bile varmadığınız , çünkü varsayımlarınızla doldurduğunuz boşluklar. "Beni utandırma" dendi mi mesela? Onun, yaptığınız neyden utanacağını bilmeyen siz, o belirsiz boşluğu ömür boyunca doldurabilme ihtimali olan her şeyle kendinizce doldurmaya çalıştığınızı farkedene kadar her şey "utandıran" şeyler olabilir. O boşluklar her an başka şeylerle dolup boşalırken, neyin olduğunu bilmediğiniz bir şeyin suçlusu olarak yaşarsınız. Üstelik onun duygularından sorumlu olmadığınızı farkedene kadar, o boşluğu doldurup boşaltarak onu huzurlu kılabileceğinizi sanırsınız. Size hiç "daha çok" çalışmanız gerektiği söylendi mi? "Daha verimli" olmanız? Ne kadar "daha"? Sınırı ne? Siz dolduramadıkça sınırları genişleyen bu koca boşlukta kaybolduğunuzun farkında mısınız? O sınıra ulaşıp yeterli ölçüde doldurabileceğinizi sandığınız boşluğun sınırlarını siz belirlemedikçe; yetersizlik hissiniz, siz doldurmaya çalıştıkça genişleyecek. Size hiç "istediğim gibi değil" dendi mi? "İstediği gibi" boşluğunun ne ile dolabileceğini sorun. Yoksa bilmediğiniz bir istekler boşluğunu zannetiklerinizle doldurma çabasıyla geçer ömrünüz. Belki de o boşluğu sizin doldurmanız bile gerekmiyordur. Peki siz kendinize hiç "daha ..." olmalıyım dediniz mi? Ne kadar "daha"? Kendi genişleyen boşluklarınızı birer ucundan tutup çekiverin, ölçün biçin. Bu kendiniz de olsanız, sizden sınırsız beklenti içinde olan birine şefkat duyabilir misiniz?

.

Yorumlar