Hani '5 dk daha' diye kafayı yastığa tekrar koyarsın da 5 saat sonra gözünü açarsın ya. Ya da öğlen yarım saat kestireyim dersin, akşamüstü 4'te uyanırsın. 'Offf yaaa!' dersin, bir suçluluk duygusu kaplayıverir... Uyumak yerine yapman gerekiyor sandıkların için, kurtarılabilir şeyleri almak üzere kalkarsın ve ilk karşılaştığın kişiye hayıflanırsın. "Ya tam 5 saat uyuyakalmışım!".
Peki o sana, ne der?
'Olsun... Demek ki ihtiyacın varmış.'
O suçluluk duygusunu bir hafifletir o, 'Demek ki ihtiyacın varmış'. Biraz içine su serper. Ne kadar da deliksiz uyuduğunu ve aslında ne kadar iyi geldiğini hatırlarsın.
Şimdi içinize su serpmeye geldim.
Hani o duygunun içine düştün ya... Hani çok umutlandın, çok öfkelendin, çok üzüldün, çok sevdin, çok sevindin, çok utandın... Şöyle 5 dk uyanıvermişti de seni içine çekiverdi o duygu, kaybettin kendini orda.
Olsun... Demek ki ihtiyacın varmış.
'Aslında ben başka şeyler yapacaktım, gitti bütün gün.' derken yapman gerekenin tam da bu olduğunu söyler bedenin, uykuya dalarken. 'Aslında ben şöyle yaşamalıydım, böyle hissetmeliydim.' derken de, tam da olanın içine sokar seni, tam da ihtiyacın olana. Hissetmenin içine dalmak, insan olduğun için. Gereken hiçbir şey yok; olan ve güzelliği var.
O da oluversin, demek ki ihtiyacımız varmış...
Yorumlar
Yorum Gönder