Güçlü olmanın tanımını bir kaç sene önce baştan yapmak zorunda kalmıştım. O vakitler gökyüzü Satürn'ü tepeme atmış, ben de koca Satürn'ü göğsümde yumuşatıp dizimde sektiremediğimden bu pası gole çevirememiş, sonra da zaten bana pas falan atılmadığını, bizzat dayak yediğimi anlamıştım. Üstelik kale arkasında tezahürat yapan taraftarlar falan da yoktu ve ben tek başıma bir kedi yavrusu olarak kükremenin değil, bir kedi yavrusu olmanın gücünü öğrenmiştim. Kedi yavrularının da koruyucu duvarları vardı ama pambık gibiydi, korktuğunuz için değil sevdiğiniz için zarar vermezdiniz. Ama herkes de sizi sevmeyecekti ve bunda bir problem yoktu. Bu korunulası bir şey değil, anlaşılası bir şeydi, hatta olası bir şeydi. Duvarlarımı çıtır çıtır kırıp giderken bana tatlı hediyeler de verdi ve gitti Satürn. Yani gitmişti. Şimdi güçlü olmak tanımını bir kez daha yapmamı istiyor. Hem de bambaşka bir alanda. Hayın Saturn bu kez köşe başında durdu, gözlerini kısarak sol gözünü kırptı ve geri çekildi. Yani diyor ki "Bebişim beni biliyorsun, daha önce tanıştık. O yüzden ne kadar hızlı öğrenirsen o kadar tatlı anlaşırız. Ben sana güçlü olma demiyorum hobi olarak gene ol. Ama şimdi daha da yumuşa... Şimdi sevginin gücünü bile kullanmadan sadece 'ol'duğun gibi en pamuk tarafını bırak ortaya. O yumuşak ve güvenli alanda bul onu. Güçlü olmak adına hissetmediğin ne varsa orda.".
Hiç Satürn'le konuşuyor musunuz? Konuşun... Tanısanız çok seversiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder