Eski işyerimde günün hangi saati karşılaşırsanız karşılaşın "Günaydın" diyen bir ustamız vardı. Önce şaşırır sonra gülümseyerek "Günaydın" derdik. Sonra sonra çok anlamlı gelmeye başladı bu. Günün her saati gün aydın olsun dilemek, günün geri kalanını bir sabah başlangıcıymış gibi karşılamak... Çünkü her an bir başlangıç zaten. Şimdi de apartman merdivenlerini temizleyen bir ablamız var. Ne zaman karşılaşsanız "Hoşgeldin" diyor. İlk duyduğumda yine şaşırdım, sonra gülümseyip "Hoşbulduk" dedim. Merdivende karşılaşıyorsunuz "Kolay gelsin" diyorsunuz, "Sağol hoşgeldin" diyor. Su istemek için kapınızı çalıyor, kapıyı siz açıyorsunuz, o "Hoşgeldin" diyor. Sonra sonra bu da çok anlamlı gelmeye başladı. Her karşınıza çıkanı "Hoşgeldin" diye selamlamak herkesin harcı değil. Herkes hoşgelmiyor çünkü. Kapıyı çalan başkası, açan biz de olsak birbirimizin hayatına geliveriyoruz. Trafikte sinyal vermeyene de, gürültülü komşulara da, yalan söyleyene de, güldürene de, ağlatana da "Hoşgeldin" demek, gelenin illa ki hayatımıza/tekamülümüze hizmet ettiğinin farkında olmayı gerektiriyor. Sadece buna dilini alıştırmış olmak bile insana kabule geçmek için muazzam bir farkındalık getirir. Merdiven temizleyen ablanın amacını bilemiyorum tabi ama kendisi şu an tanıdığım en spiritüel insan:) Fotoğraftaki pozun konumuzla direk ilgisi yok. Fakat instagram, hayatınıza illa bir fotoğrafımla girmemi istiyor. Ben de bir yoga pozuyla hayatınıza hoşgelmiş olmayı umuyorum. Namaste. :)
Yorumlar
Yorum Gönder