Human Design der ki; zihin hiçbir zaman karar otoritesi değildir. Her bedenin karar merkezi farklıdır. Sakral (içgüdüsel), dalak (sezgisel), duygusal, kalp, benlik, dışsal otoriteler farklı karar otoriteleridir. "Karar alırken, sizin bedeninizin otoritesi hangisiyse onu dinleyerek verdiğiniz karar doğrudur, bu merkezlerden gelen mesajları dinlemek gerekir" der. Düşünceler araçlardır, doğru karar otoriteden gelir. Doğum saatinizi bilmiyorsanız daha önceden iyi ve kötü sonuçlarını bildiğiniz kararlarınızı gözden geçirin. O kararı neye göre verdiniz? "Çok mantıklı görünüyordu ama içimden bir şey de yapma demişti aslında" diyorsanız; ya da "Hiçbir görünen anlamı yoktu ama bir şey oraya git dedi gittim, ne de iyi oldu" diyorsanız, işte o konuşan sizin karar otoriteniz. Sonucu illa kısa vadede sizi mutlu etmiş sonuçlar olmayabilir. Referansınız illa keyif, mutluluk, başarı olmasın. Size yol göstermiş, önemli bir şey öğretmiş bir örnek de olabilir bulduğunuz. Otorite her zaman bu şekilde konuşmaz. Bazen çok net gelir sesi bazen beklemenizi ister. Önemli olan onu duymayı öğrenmektir. Onun için de kendinizle bağlantınızı tekrar kurmanız, zihnin, bilinçaltı ve üst bilinç seslerinin olabildiğince kısılmış olması gerekir. O da günümüzde meşakkatli bir yol. Düzenli meditasyon çok işe yarıyor. Benim otoritem sakral. Kullanmayı ve duymayı zor öğrendim ki en kolay otorite olmasına rağmen... Hala duymakta zorlandığım oluyor. Fakat bazen sesi o kadar net geliyor ki farketmemek mümkün değil. Sonrası bazen macera bazen değil. Fakat biliyorum ki senaryoyu yazan sufle vermesini de biliyor. O yüzden bana hüzün de vermiş olsa istediğimi, yaam gerekeni yapmış olmaktan, kendimi limit koymamaktan memnun oluyorum. Ya da kendimle daha kolay helalleşebiliyorum diyeyim. Çünkü denge her zaman var olacak, ama doğru ipte yürüyorsan dengeyi bulmanın, düşüp kalkmanın anlamı var. Yanlış yolda her şey yanlış. O yüzden karar otoritenizi kullanın. Ve onun getirdiği deneyimlerin içine atlayıverin.
Her şeye rağmen...
Yorumlar
Yorum Gönder